HERMETİZM

HERMETİZM
Erdemir Toykan
[Yayım Tarihi: 8 Haziran 2025]
Hermetizm, Antik Mısır'da yaşamış bilge Hermes Trismegistus'un (Yunan tanrısı Hermes ile Mısır tanrısı Thoth'un Helenistik bir birleşimi) iddia edilen öğretilerine dayanan felsefi ve dini bir sistemdir.Bu öğretiler, Hermes'e (Hermetica) atfedilen, yüzyıllara yayılan bir dönem boyunca (MÖ 300 - MS 1200) üretilen çeşitli yazılarda yer alır ve içerik ve kapsam bakımından çok farklı olabilir.[Eski Mısır’ı en büyük bilgini ve filozofu; Hermetizm’in kurucusu, Hermes günümüzden 5000 yıl önce yaşamış bir terzi. Mısır papirüslerinde Tut adını taşır. Yunanlılar ona Ermis yada üç kez bilgin anlamına gelen Trimegistus derler (Kral/Firavun, Rahip ve din kurucusu).

Murry Hope gibi kimi araştırmacılar bu öğretinin Mu Kıtası ve Atlantis'e indirilen Sirius kültürü ya da öğretisinin MÖ 16.000 yıllarında Mısır'a getirilmiş biçimi olduğu görüşündedir. James Churchward bu öğretinin özgün adının Osiris dini olduğunu ve Osiris'in MÖ 18-20.000 yıl önce Mu'da eğitilmiş bir Atlantisli bilge olduğunu ileri sürer. Churchward'a göre Osiris Atlantis'te dinsel bir reform yapmış ve reform yaptığı tek tanrılı din MÖ 16.000 yıllarında Atlantisli bilge Hermes Trismegistus tarafından Mısır'a getirilmiştir. Mısır'da Osiris'in yolu denilince bu dinin ya da öğretinin egzoterik (dış, şeriatla ilgili) kısmı İsis misterleri veya Horus yolu denilince de ezoterik (iç, yalnız inisiyelerce bilinen) kısmı anlaşılıyordu.
♦ Yahudilere göre Hanok’tu. Yazıyı ilk icat eden, ilk takvimi yapan, ziraat sanatını öğreten, Nil nehrini kontrol eden, yıldızlara ve vücutlara hükmeden gibi lakapları vardır.
♦ HZ. Nuh’’un dört erkek kardeşi vardır (Jabal, Jubal, Tubal-Kahin. Kız kardeşi Naam). Bu üç kardeş Tufan öncesi tüm bilimlerin temelini oluşturan ‘’yedi bağımız Bilim ve Sanat’ı bulmuşlardır’’.
♦ Hermetizm hakkında bilgi veren eski metinler günümüzde zümrüt tabletler olarak adlandırılır. Bunlar eski Mısır'da kutsal alfabeyle yazılmış orijinal kayıtların farklı alfabelere çevrilmiş kopyalarının kısmen eski Yunancaya ve Latinceye çevrilmiş bölük pörçük parçalarından oluşurlar. Bu metinlerin İskenderiye yangınından ve bağnazların ellerinden kurtulabilmiş kısımlarındaki bilgilerin de, hem çeviriler sırasında hem de başka nedenlerle bir miktar anlam kaybına uğradıkları sanılmaktadır. İskenderiye Kütüphanesi'nin 5. yüzyılda Kilise tarafından yönlendirilen yıkımından sonra bu metinlerdeki bilgilerin günümüze dek korunabilmesinde, Pisagor, Platon ve eski Yunan yazarlar kadar, Ortadoğu'daki ezoterik ekollerin de büyük katkısı olmuştur.
♦ Tüm bildiklerini iki sütun üzerine işlemişlerdir. Bu sütunlardan biri, ateşten yanmayan mermerden, diğeri ise suda batmayan hafif taştan (belki içi boş madenden yapılmıştır).
♦ Yüzyıllar sonra Hermes, bu iki sütundan birini bularak ’’Yedi Bağımsız Bilim ve Sanatı’’ı öğrenir Bilimsel gerekse töresel nitelikleri taşıyan öğretisini de, bu bilgiler üzerine kurar.
♦ Baba ve rab olan büyük tanrı kendi bünyesi içerisinde ve tasavvurlarına göre çeşitli tanrılar, insanı yarattı).
♦ Bunlar hayat, duygu, ruhla bezenmiş heykeller; insanları hasta eden, arzulara göre keder ya da neşe dağıtan heykeller. Heykellerin bu güçleri, onların içinde olan cinlerden, meleklerden kaynaklanmaktadır.
Hermetizm’in Günümüze Etkileri:

♦ Rönesans dönemine ait ve içine Astroloji’yi de alan konulardan birisi Hermetizm’dir. Bu sözcük Hristiyanlık öncesi dönemde yer alan inançlar içine almaktadır. Astroloji’de geçen ‘’yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır’’ ilkesi Hermetizm’den ileri gelmektedir. Hermetizm insanoğlunun evrenle olan birliğini, onun bir parçası olduüu düşüncesine dayanmaktadır. Rönesans’ın en belirgin özellikleri, insan potansiyellerinin sonsuz olduğu inancı ve insanın her şeyin ölçüsü olduğu görüşüdür. İlginç olan, Rönesans bu fikri Hermetizm’den almıştır. Hermesçiliğin o dönemde verdiği en büyük ürün, bilimin ve araştırma özgürlüğünün öncüsü olduğu Bruno kişiliğinde ortaya çıkmıştır. Bruno, kendinden öncekilerden ve çağdaşlarının tümünden daha ileri gitmiş olması bakımından olağan üstüdür. Mısır bilgiliğine ulaşabilmek uğruna, yalnızca Hristiyanların değil, Yahudiliğin bile önüne geçmeye cesaret etmiş, üstelik bu çabanın hem hem entelektüel, hem de siyasi açıdan gerekliliğini vurgulamıştır. Hermesçiliği katıksız Mısırlılığa döndürmeğe çalışmıştır, onun niçin Hermesçi Mısır inançları aslında dinin kendisidir. Hristiyan sınırlarını aşan Bruno, engizisyon tarafından yakılarak öldürülmüştür.
♦ Mısır tutkusu yalnızca Katolik mülkeler ile sınırlı değildi. Protestanlarda Mısır ve Hermesçilik ile ilgilendiler.
♦ XVII yy. da ortaya çıkan Gülhaçlılar bir tür ‘’Gerçek Din’’ kavramını geliştirirken, Hermesçiliği temel aldılar. Rönesans dönemi Hermesçiler ile Gülhaçlılar arasında nasıl bir bağlantı var ise benzer bir bağlantıda Gülhaçcılar ile Masonlar arasında vardı. Ayrıca, Gülhaçcılar ile Masonlar arasında bazı Hermetik ilke ve düşünce benzerlikleri de vardı.
♦ Her iki örgüt de, evreni simgelemek için Süleyman tapınağı ve Piramitler gibi yapıların ölçü ve oranlarını kullanarak daha iyi, daha barışçı ve daha hoş görülü bir dünya yaratacak olan bir aydınlanmışlar grubu oluşturmak zorundaydılar.
♦ Mısır tutkusu yalnızca Katolik mülkeler ile sınırlı değildi. Protestanlarda Mısır ve Hermesçilik ile ilgilendiler.
♦ XVII yy. da ortaya çıkan Gülhaçlılar bir tür ‘’Gerçek Din’’ kavramını geliştirirken, Hermesçiliği temel aldılar. Rönesans dönemi Hermesçiler ile Gülhaçlılar arasında nasıl bir bağlantı var ise benzer bir bağlantıda Gülhaçcılar ile Masonlar arasında vardı. Ayrıca, Gülhaçcılar ile Masonlar arasında bazı Hermetik ilke ve düşünce benzerlikleri de vardı.
♦ Her iki örgüt de, evreni simgelemek için Süleyman tapınağı ve Piramitler gibi yapıların ölçü ve oranlarını kullanarak daha iyi, daha barışçı ve daha hoş görülü bir dünya yaratacak olan bir aydınlanmışlar grubu oluşturmak zorundaydılar.
.png)
Hermetik Öğreti:

♦ İnsanlar ölümlü tanrılar, tanrılar ölümsüz insanlardır.
♦ Evrenin dışı içi gibidir.
♦ İçle dış arasında hiçbir ayrılık yoktur.
♦ Evrende hiçbir şey ne iç ne dış ne küçük ne büyüktür.
♦ Evrende kozmik yasalar işlemektedir.
♦ İnsanlar kaderlerini yaptıkları iyi ya da kötü hareketlerle belirler.
♦ Nitelenmesi olanaksız Tanrı, seçtiği kullardan kimilerine, kendi yüce olgunluğundan birtakım görüntülere erişebilmesi için, doğal olanakların üstüne çıkma yeteneği verebilir. Fakat bu seçkin kişiler, gördüklerini halk dini ile tanımlayacak sözcük bulamazlar. Nedenlerin nedeni her zaman saklıdır. İnsan ruhunun derinliklerindeki niteliklerin ortaya çıkması için, üst düzeyde bir eğitim görmelidirler. Sürekli bir çabayla ve buyrultunun kullanılmasıyla, insan evrenin potansiyel güçleri ile ilişki kurabilir.
♦ İnsanın uğraşıyla elde edebileceği başarının sonu yoktur. Yılmayan bir uğraşı sonucunda insan, tanrısallığa erişebilir.
♦ Ateşe, suya, toprağa dayanıklılık gösteren insan, öz varlığına da egemen olabilmelidir.
♦ Ruh ve bilgi evrenin yüce aşamalarına ulaşmayı öngören insan, duygularının gölgelemelerini ve şaşırtmalarını aşmayı bilmeli, maddenin tutsaklığına düşmekten kendini koruyabilmelidir.
♦ İnsanın her yönden olgunlaşıp yetkinleşmesi yoluyla tanrıya yaklaşabileceği inancı, diğer tüm gizemci öğretilerden önce Hermetizm’de yer almıştır.
♦ Hermetizm öğretisinin temel öğelerinden biri olan ‘’ışık-karanlık diyalektiği’’de çağlar boyunca birçok din ve inanç sistemi içinde bir esinlenme kaynağı olmuştur.
♦ Hermes’in oluşturduğu tefekkür, evrenin sırlarını aramaktır. Buna ‘’Hermetizm’’ adı verilmiştir. Hermetizm ne bir din ne de bir mezheptir. Yalnız tefekkür cemiyetidir, doğanın sırlarını araştırma yoludur. Bu yolda çalışanlar müsbet ilimlerin köklerini keşfetmişlerdir.
♦ Temel bilimlerin köklerine inilmiş, gelecek nesillere önderlik etmişlerdir.
♦ Hermetik felsefe yedi ana prensibe dayanır: Zihinsellik, Uygunluk (Yukarıda ne varsa aşağıda o vardır), Titreşim, Kutupluluk, Ritim, Sebep-Sonuç, Cinsiyet.
♦ Amaç: Ruhun maddi dünyanın kısıtlamalarından (kötü tutkular) arınması, ilahi bilgiyi (Gnosis) keşfetmesi ve ilahi olana geri dönerek yeniden doğmasıdır.
♦ Hermetik tekris sonucu bu mabette yetişenler Mısır’da devlet idaresi ve firavunluk mertebesine erişmişlerdir.
♦ Hermetizm, Şamanizmin Mısır’da oluşan en gelişmiş şeklidir.
Hermetik İnisiyasyon:

♦ Bir Hermetik rahip olmak isteyen aday ile ilgili olmak üzere önce çok derin ve yaygın bir soruşturma açılırdı. Onunla olumsuz bilgiyle karşılaşılmasa, aday mabede çağırılırdı.
♦ Aday şaşırtılmaya, çelişkilere düşürülmeye ve zor durumda bırakmaya, adayı Hermetik rahip olma isteğinden caydırılmaya çağırılırdı.
♦ Aday hakkında olumlu sonuç alınırsa, bir hafta kadar çok ağır ve pis işlerde çalıştırılırdı. Aday bunlara dayanbilirse, sınavların başlayacağı yere götürülürdü.
♦ Adayın götürüldüğü yer, korkunç heykellerinin bulunduğu ve ışık oyunlarıyla ürkütücü şekillerin yaratılmış olduğu bir salondu. Adaya, bundan sonra girmeğe başlayacağı sınavın çok zorlu, hatta yaşamını yitirebileceği ölçüde tehlikeli olduğu anlatılırdı.
♦ Eğer aday direnişini sürdürmek isterse, NEOZOR olarak anılan yardımcı rahiplere teslim edilirdi.
♦ Aday, sınavların başlayacağı demir bir kapının önüne getirilir, bu kapıyı geçerse bir daha geriye dönmeyeceğini söylerlerdi.
♦ Hava Sınavı: Adayın eline bir yağ kandili verilir, demir kapı açıldıktan sonra aday kendisini zifiri karanlık ortamda bulur, daralan ve alçalan koridorda cılız ışığı ile dizlerinin üzerinde yürümek zorunda kalırdı. Kendini derin ve dibi görünmez bir kuyunun dibinde bulur, basamaklarından aşağı doğru inmeye başlardı. Birkaç basamak sonra yağ kandiliyle çevresini incelediğinde kuyunun karşı tarafında bir oyuğun bulunduğunu fark ederdi. Labirent biçiminde düzenlenmişti. Hangi köşeleri döndüğünü aklında tutamazsa, çıkış yolunu bulmak için saatlerce uğraşmak zorunda kalırdı.
♦ Sürünerek yolu bulduğu takdirde karşısına demir kapı çıkardı. Kapıyı açma olanağı yoktu. Zifiri karanlıkta saatlerce oturma zorunluluğu vardı.
♦ Sonra bir salona alınırdı. Duvardaki simgeler anlatılır, anlatılması istenir ve hiçbir şey anlamamış olduğu gösterilirdi.
♦ Ateş Sınavı: Rahip adayı alevler fışkıran, zemini korlarla kaplı, fırın gibi bir koridora götürülürdü. Bu koridor aldatıcıydı. Ona her zaman buradan geçildiğini, kendisine güveni varsa buradan geçebileceği ve tehlikeli olmadığı söylenirdi.
♦ Su Sınavı: Ateş koridorundan sonra bulanık su dolu bir havuza girmesi istenirdi. Aday havuza girdiği an buz gibi soğuk, havuzun da bataklık gibi olduğunu fark ederdi. Telaşa kapılırsa boğulabilirdi. Soğukkanlılığını korumasını bilen aday bu sınavı da başarıyla atlatırdı.
♦ Adaya kuru elbiseler giydirilip salona alınır, sınavının bittiği bilgisi verilir, uyuyup dinlenmesi için yalnız bırakılırdı.
♦ Buyrultu Sınavı: Aday uyandığı zaman karşısında çok güzel bir kız bulurdu. Ona ender yiyecekler sunar, raks eder, onunla kendisinin yatması için isteklendirirdi. Aday arzularına yenilirse, bir mahzende uyanır, rahip olamayacağı gibi. Mabedin gizemlerine yaklaşmış olduğu içinde ölmeden buradan çıkamayacağı anlatılırdı.
♦ Toprak Sınavı: Sınavı başarı ile atlatılırsa buradan gözleri ve elleri bağlı olarak, başı dışarıda daracık ve derin kazılmış çukura gömülürdü. Göz bağı çıkarılarak yalnız bırakılırdı. Kızgın güneş altında tam bir gün aysız bir gece boyunca yalnız bırakılırdı.
♦ Karşılama Töreni: Aday, İsis’in heykeli önünde görkemli bir törenle karşılanırdı. Artık PASTOFOR adı verilen zihinsel acılarla dolu bir dönem başlatılırdı. Daha çok çalışması önerilirdi. Nelere daha çok ilgi duyduğu izlenirdi. Anlamaya ve öğrenmeye başladığı kanısına varılırsa, kendisine NEOZOR niteliği verilirdi. Asıl Hermetik eğitim bundan sonra başlardı. Yıllar boyunca çeşitli evrelerden ve sınavlardan geçerdi. Sonunda Hiyerofant adı verilen baş rahip şöyle konuşurdu: ‘’Büyük sırların eşiğine dayanmış oldun. Bugüne kadar verilen sırlar ‘İsis’in sırlarıydı. Şimdi ise büyük sırları ’Osiris’in sırlarını elde edeceksin. Tanrı Osiris, karısı İsis ve oğlu Horus’dan oluşan bir üçlemedir. Bu yüce varlıktan çıkan insanlarda birer ölümlü tanrıdır.
♦ Yüce Tanrıya ulaşmalarına çok az kalan ‘’Kamil İnsanlar’’ ölümsüz insanlardır. Bu sırları kalbine göm ve kendi eserlerinde ifşa et’’.
♦ Bu sözlerden sonra yeni üstada, özel Üstat kıyafetleri giydirilir, yemin ettirilirdi.
♦ Yeniş üstat Mısırlı ise Mabette görev yapar, yabancı ise, din kurmak veya kendisine verilecek başka bir görevi yerine getirmek üzere ülkesine gönderilirdi.
♦ Bu tür inisiyelere mabedin sırlarını inisiye edilmeyenlere vermeyeceklerine dair yemin ettirilir, aksi davrananların ölümü beklediği aktarılırdı.
İslam devrinde Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbni Rüşd gibi filozoflar Hermetizmin tesirinde kaldılar.
♦ Aday şaşırtılmaya, çelişkilere düşürülmeye ve zor durumda bırakmaya, adayı Hermetik rahip olma isteğinden caydırılmaya çağırılırdı.
♦ Aday hakkında olumlu sonuç alınırsa, bir hafta kadar çok ağır ve pis işlerde çalıştırılırdı. Aday bunlara dayanbilirse, sınavların başlayacağı yere götürülürdü.
♦ Adayın götürüldüğü yer, korkunç heykellerinin bulunduğu ve ışık oyunlarıyla ürkütücü şekillerin yaratılmış olduğu bir salondu. Adaya, bundan sonra girmeğe başlayacağı sınavın çok zorlu, hatta yaşamını yitirebileceği ölçüde tehlikeli olduğu anlatılırdı.
♦ Eğer aday direnişini sürdürmek isterse, NEOZOR olarak anılan yardımcı rahiplere teslim edilirdi.
♦ Aday, sınavların başlayacağı demir bir kapının önüne getirilir, bu kapıyı geçerse bir daha geriye dönmeyeceğini söylerlerdi.
♦ Hava Sınavı: Adayın eline bir yağ kandili verilir, demir kapı açıldıktan sonra aday kendisini zifiri karanlık ortamda bulur, daralan ve alçalan koridorda cılız ışığı ile dizlerinin üzerinde yürümek zorunda kalırdı. Kendini derin ve dibi görünmez bir kuyunun dibinde bulur, basamaklarından aşağı doğru inmeye başlardı. Birkaç basamak sonra yağ kandiliyle çevresini incelediğinde kuyunun karşı tarafında bir oyuğun bulunduğunu fark ederdi. Labirent biçiminde düzenlenmişti. Hangi köşeleri döndüğünü aklında tutamazsa, çıkış yolunu bulmak için saatlerce uğraşmak zorunda kalırdı.
♦ Sürünerek yolu bulduğu takdirde karşısına demir kapı çıkardı. Kapıyı açma olanağı yoktu. Zifiri karanlıkta saatlerce oturma zorunluluğu vardı.
♦ Sonra bir salona alınırdı. Duvardaki simgeler anlatılır, anlatılması istenir ve hiçbir şey anlamamış olduğu gösterilirdi.
♦ Ateş Sınavı: Rahip adayı alevler fışkıran, zemini korlarla kaplı, fırın gibi bir koridora götürülürdü. Bu koridor aldatıcıydı. Ona her zaman buradan geçildiğini, kendisine güveni varsa buradan geçebileceği ve tehlikeli olmadığı söylenirdi.
♦ Su Sınavı: Ateş koridorundan sonra bulanık su dolu bir havuza girmesi istenirdi. Aday havuza girdiği an buz gibi soğuk, havuzun da bataklık gibi olduğunu fark ederdi. Telaşa kapılırsa boğulabilirdi. Soğukkanlılığını korumasını bilen aday bu sınavı da başarıyla atlatırdı.
♦ Adaya kuru elbiseler giydirilip salona alınır, sınavının bittiği bilgisi verilir, uyuyup dinlenmesi için yalnız bırakılırdı.
♦ Buyrultu Sınavı: Aday uyandığı zaman karşısında çok güzel bir kız bulurdu. Ona ender yiyecekler sunar, raks eder, onunla kendisinin yatması için isteklendirirdi. Aday arzularına yenilirse, bir mahzende uyanır, rahip olamayacağı gibi. Mabedin gizemlerine yaklaşmış olduğu içinde ölmeden buradan çıkamayacağı anlatılırdı.
♦ Toprak Sınavı: Sınavı başarı ile atlatılırsa buradan gözleri ve elleri bağlı olarak, başı dışarıda daracık ve derin kazılmış çukura gömülürdü. Göz bağı çıkarılarak yalnız bırakılırdı. Kızgın güneş altında tam bir gün aysız bir gece boyunca yalnız bırakılırdı.
♦ Karşılama Töreni: Aday, İsis’in heykeli önünde görkemli bir törenle karşılanırdı. Artık PASTOFOR adı verilen zihinsel acılarla dolu bir dönem başlatılırdı. Daha çok çalışması önerilirdi. Nelere daha çok ilgi duyduğu izlenirdi. Anlamaya ve öğrenmeye başladığı kanısına varılırsa, kendisine NEOZOR niteliği verilirdi. Asıl Hermetik eğitim bundan sonra başlardı. Yıllar boyunca çeşitli evrelerden ve sınavlardan geçerdi. Sonunda Hiyerofant adı verilen baş rahip şöyle konuşurdu: ‘’Büyük sırların eşiğine dayanmış oldun. Bugüne kadar verilen sırlar ‘İsis’in sırlarıydı. Şimdi ise büyük sırları ’Osiris’in sırlarını elde edeceksin. Tanrı Osiris, karısı İsis ve oğlu Horus’dan oluşan bir üçlemedir. Bu yüce varlıktan çıkan insanlarda birer ölümlü tanrıdır.
♦ Yüce Tanrıya ulaşmalarına çok az kalan ‘’Kamil İnsanlar’’ ölümsüz insanlardır. Bu sırları kalbine göm ve kendi eserlerinde ifşa et’’.
♦ Bu sözlerden sonra yeni üstada, özel Üstat kıyafetleri giydirilir, yemin ettirilirdi.
♦ Yeniş üstat Mısırlı ise Mabette görev yapar, yabancı ise, din kurmak veya kendisine verilecek başka bir görevi yerine getirmek üzere ülkesine gönderilirdi.
♦ Bu tür inisiyelere mabedin sırlarını inisiye edilmeyenlere vermeyeceklerine dair yemin ettirilir, aksi davrananların ölümü beklediği aktarılırdı.
İslam devrinde Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbni Rüşd gibi filozoflar Hermetizmin tesirinde kaldılar.

Her gün Güneşe karşı durup, Melek Tâvus adındaki Şeytana dua eden Yezidiler de bu inanca mensuptur. Hermetizm, İslam topraklarında İsmâiliyye gibi bâtınî fırkaların doğmasına yol açtı. Bâtınîler, Hermetizmde yer alan hikmete, Ezelî Hikmet, yani Kadim Felsefe dediler.
.png)
Fakat bunu vahiye dayalı ilâhî bir hikmet olarak değil; tarih öncesine uzanan eski bir felsefe olarak gördüler. Peygamberlerin, dinlerini bu felsefe üzerine kurduğuna inandılar. Yani; dinlerin bâtınî kısmı esastı; şeriatler ise zamana göre tatbik edilen kaidelerden ibaretti.
İdris Peygamberin göğe alınmasından sonra Mısırlılar, Güneş feleğinde bulunan Hazret-i İdris’e Thoth dediler ve ilahlaştırdılar. Yunanların Heliopolis (Güneş Şehri) dedikleri, Mısır’daki eski bir şehirde bulunan bazı tarikatların mensupları, Ra adını verdikleri Güneş tanrısına tapmaya başladı. Doğarken ve batarken Güneş’e doğru dönüyorlar ve kollarını göğüslerinde çapraz tutarak ona ibadet ediyorlardı. Mısır’ın sultanları firavunlar da, Ra’nın soyundan geldiklerini iddia ederek kendilerini ilah ilan ettiler.
Haşhaşiler gibi Hermetikler ile, Son Peygamberin şeriâtine tâbi olan Sünni tasavvuf tarikatları arasında mücadeleler yaşandı. Fakat Hermetikler zamanla bu tarikat ve tekkelerin bazılarına sızarak onları da tahrif etti. (MEHMET Hasan Bulut)
İdris Peygamberin göğe alınmasından sonra Mısırlılar, Güneş feleğinde bulunan Hazret-i İdris’e Thoth dediler ve ilahlaştırdılar. Yunanların Heliopolis (Güneş Şehri) dedikleri, Mısır’daki eski bir şehirde bulunan bazı tarikatların mensupları, Ra adını verdikleri Güneş tanrısına tapmaya başladı. Doğarken ve batarken Güneş’e doğru dönüyorlar ve kollarını göğüslerinde çapraz tutarak ona ibadet ediyorlardı. Mısır’ın sultanları firavunlar da, Ra’nın soyundan geldiklerini iddia ederek kendilerini ilah ilan ettiler.
Haşhaşiler gibi Hermetikler ile, Son Peygamberin şeriâtine tâbi olan Sünni tasavvuf tarikatları arasında mücadeleler yaşandı. Fakat Hermetikler zamanla bu tarikat ve tekkelerin bazılarına sızarak onları da tahrif etti. (MEHMET Hasan Bulut)
Hermes, Yunan mitolojisinde Zeus ve Maia'nın oğlu, Olimpos'un en hızlı, kurnaz ve çok yönlü tanrısıdır. Tanrıların habercisi, gezginlerin, tüccarların, hırsızların ve hatiplerin koruyucusu olan Hermes, ölümlüler ile tanrılar arasında aracılık eder. Kanatlı sandaletleri, haberci asası (Caduceus) ve şapkasıyla tanınır; liri ve alfabeyi icat etmiştir.
.jpg)
Kaynaklar:
Ezoterizm Atölyesi Mehmet Altuğ Uluğ
Vikipedi
ChatGPT
Gemini
Mehmet Hasan Bulut
Paylaş:
SON YAZILAR

Elektrik Mühendisliği ve Yapay Zeka Bölüm-528 Ağustos 2026

ETP Yangın Güvenliği Teknik Kılavuzlar Bölüm-828 Ağustos 2026

Avrupa Birliği ve Türkiye'de Yapay Zekâ Mevzuatı28 Ağustos 2026

AI Kullanarak Firmanızda Yapabileceğiniz 50 Basit Çalışma27 Ağustos 2026
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!

ETİK
KÜLTÜR & SANAT



























